Sanasaryan Vakfı kararında, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün hem taşınmazın tapu kayıt maliki olması hem de davada Vakfın yasal temsilcisi olduğunun iddia edilmesi, Yargıtay tarafından nasıl bir hukuki sorun olarak tespit edilmiştir ve bu sorunun çözümü için hangi yol önerilmiştir?
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, karar düzeltme aşamasında verdiği onama kararında bu durumu bir 'çıkar çatışması' (menfaat çatışması) olarak tespit etmiştir. Şöyle ki; eğer Vakıf 'mazbut vakıf' kabul edilirse, yasal temsilcisi Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) olmaktadır. Ancak davanın konusu olan taşınmazın tapu kayıt maliki de aynı VGM'dir. Bu durumda, VGM'nin, kendi mülkiyetindeki bir taşınmaza karşı, yine kendisinin temsil ettiği Vakıf adına 'tapu iptali ve tescil' davası açması veya böyle bir davada davalı olması, hukuken ve mantıken imkansızdır. Bir kişi hem davacı hem davalı olamayacağı gibi, kendi aleyhine dava açması da beklenemez. Bu durum, Vakfın haklarını savunacak bir temsilciden yoksun kalması anlamına gelir. Yargıtay, bu çıkar çatışması sorununun çözümü için, davanın ancak **kayyım aracılığıyla** açılabileceğini önermiştir. Yani, Vakfı bu davada temsil etmek üzere mahkeme tarafından tarafsız bir kayyım atanmalı ve dava bu kayyım tarafından yürütülmelidir. Yargıtay, Türkiye Ermeni Patrikliği'nin temsil yetkisi olmadığını, davanın da kayyım tarafından açılmadığını belirterek, davanın 'taraf sıfatı yokluğu' nedeniyle reddedilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğuna karar vermiştir.