Sanasaryan Vakfı davasında derece mahkemeleri, Vakfın 'mazbut vakıf' statüsünde olduğunu ve bu nedenle Türkiye Ermeni Patrikliği'nin dava açma yetkisinin (taraf sıfatının) bulunmadığını kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi bu yorumu neden 'kanun hükümlerinin öngörülebilir olmayan genişletici yorumu' olarak değerlendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322629

Anayasa Mahkemesi bu yorumu şu nedenlerle 'öngörülebilir olmayan genişletici yorum' olarak değerlendirmiştir: 1. **Tarihsel ve Yasal Ayrım:** Cemaat vakıfları, hem 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu'nda hem de 5737 sayılı yeni Vakıflar Kanunu'nda 'mazbut vakıflardan' ayrı bir hukuki kategori olarak düzenlenmiştir. Cemaat vakıfları hiçbir dönemde mazbut vakıf olarak kabul edilmemiştir. Genel Müdürlüğün 1936'da Vakfı mazbut statüsüne alan idari işleminin hukuki dayanağı şüphelidir. 2. **Danıştay İçtihadının Göz Ardı Edilmesi:** Başvurucu, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, cemaat vakıflarının mazbut vakıf sayılamayacağına dair açık kararını (E.2007/99, K.2008/2201) derece mahkemesine sunmuştur. Derece mahkemelerinin (özellikle Yargıtay'ın karar düzeltme aşamasında) bu yerleşik içtihadı ve yasal düzenlemeleri göz ardı ederek, mütevelliliğin bir makama (Patrikliğe) şart edilmesini gerekçe gösterip Vakfı mazbut sayması, kanunun lafzından çıkarılması mümkün olmayan, daraltıcı ve öngörülemez bir yorumdur. 3. **Hakların Özüne Müdahale:** Hak ve özgürlükleri sınırlayan kuralların (burada dava açma hakkını sınırlayan temsil yetkisi kuralı) yargı organlarınca geniş yorumlanması, kanun koyucunun getirmediği bir sınırlamanın ihdas edilmesi anlamına gelir ve keyfiliğe yol açar. Derece mahkemesinin bu yorumu, Vakfın tüzel kişilik olarak en temel hakkı olan mülkiyet hakkını korumak için mahkemeye erişimini imkansız hale getirmiştir. Bu nedenle AYM, bu yorumun kanuni dayanaktan yoksun olduğuna ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.