Vergi kaçakçılığı suçunun (VUK m.359) aklama suçu (TCK m.282) için öncül suç oluşturabileceğini savunan görüşün temel argümanı nedir? 'Pasifin azalması' ve 'dolaylı gelir' kavramları bu argümanı nasıl destekler?
VUK m.359'un öncül suç olabileceğini savunan görüşün temel argümanı, 'kazanç' kavramının sadece malvarlığının aktifindeki bir artış olarak değil, aynı zamanda pasifindeki (borçlarındaki) bir azalma olarak da yorumlanması gerektiğidir. Bu görüşe göre: 1. **Devlete Ait Olan Para:** Anayasa m. 73'e göre vergi bir ödevdir. Dolayısıyla, ödenmesi gereken vergi miktarı, artık failin serbestçe tasarruf edebileceği bir malvarlığı değil, devlete ait olan bir alacaktır. Fail, VUK m. 359'daki suçları işleyerek bu parayı devlete ödemediğinde, aslında devlete ait olan bir malvarlığı değerini haksız olarak kendi bünyesinde tutmuş olur. 2. **Suç Yoluyla Elde Edilen Gelir:** Bu durumda, ödenmeyen vergi miktarı, meşru ticari faaliyetin bir sonucu değil, doğrudan doğruya 'vergi kaçakçılığı suçunun' işlenmesiyle elde edilen haksız bir kazançtır. Yani, failin malvarlığında kalan bu para, kaynağını vergi kaçakçılığı suçundan alan 'dolaylı bir gelirdir'. Pasifi (vergi borcu) azalmış ve bu yolla net malvarlığı haksız olarak artmıştır. Bu nedenle, suç işlenmesi suretiyle elde kalan bu gelirin TCK m. 282 kapsamında 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri' olarak kabul edilmesi ve aklama suçuna konu olabilmesi gerektiği savunulur.