Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E. sayılı kararında, gizli tanığın sanık ve müdafiinin hazır bulunmadığı bir oturumda dinlenmesi neden savunma hakkının ihlali olarak görülmemiştir? Mahkemenin bu süreçte hangi dengeleyici tedbirleri aldığı vurgulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #322607

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, anılan kararında gizli tanığın sanık ve müdafiinin yokluğunda dinlenmesini şu gerekçelerle savunma hakkı ihlali olarak görmemiştir: 1. **Hükmün Belirleyici Delili Olmaması:** Mahkumiyet hükmü, tek başına veya belirleyici ölçüde gizli tanık beyanına dayandırılmamıştır. Hükmün dayanağı olan maddi vakıalar ile sanıklar arasındaki bağlantı, gizli tanık beyanı dışındaki başka delillerle de (iletişim kayıtları vb.) kanıtlanmıştır. 2. **Savunmaya Soru Sorma İmkanı Tanınması:** Mahkeme, gizli tanığı dinlemeden önce sanıklara ve müdafilerine, tanığa sormak istedikleri soruları yazılı olarak bildirmeleri için yeterli ve makul bir süre tanımıştır. Bu, sanığın dolaylı da olsa tanığı sorgulama (çapraz sorgu) hakkını kullanabilmesi için bir dengeleyici mekanizma olarak görülmüştür. 3. **Beyanların Duruşmada Okunması:** Mahkemece tespit edilen gizli tanık beyanları, sonrasında duruşmada okunarak sanıklara ve müdafilerine bildirilmiş ve bu beyanlara karşı diyecekleri sorulmuştur. 4. **Gizliliğin Gerekçelendirilmesi:** Mahkeme, tanığın kimliğinin neden gizlendiği ve neden sanıkların huzurunda dinlenmediği konusunda (tanığın güvenliğine ilişkin tehlike gibi) yeterli ve ikna edici bir gerekçe sunmuştur. Bu dengeleyici tedbirler sayesinde, tanığın korunması menfaati ile sanığın savunma hakları arasında adil bir denge kurulduğu ve AİHS m.6'nın ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır. (Bkz. 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m. 9)