Uyuşturucu madde ticareti suçunda, failler arasında önceden var olan tanışıklık, akrabalık veya telefon görüşmeleri, tek başına 'öncü-artçı' sisteminin ve müşterek failliğin varlığına delil teşkil eder mi? Yargıtay 20. Ceza Dairesi kararındaki karşı oy görüşü bu konuda neyi vurgulamaktadır?
Hayır, tek başına delil teşkil etmez. Failler arasındaki önceden var olan tanışıklık, akrabalık veya HTS kayıtlarında görünen geçmiş telefon görüşmeleri, suçu birlikte işlediklerine dair bir karine oluştursa da, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği mahkumiyet için yeterli değildir. Bu tür ilişkiler, kişilerin suç dışında bir nedenle bir araya gelmiş veya iletişim kurmuş olabileceklerini dışlamaz. Müşterek faillik için suç anına ve hazırlık hareketlerine ilişkin somut, koordineli eylemlerin (sabit mesafeyi koruma, eş zamanlı hareket, kaçışa yardım vb.) ispat edilmesi gerekir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli kararındaki karşı oy görüşü de tam olarak bu noktayı vurgulamaktadır. Karşı oyda, sanığın sadece diğer sanıklarla aynı araçta bulunması ve olaydan 13 gün önce bir sanıkla içeriği bilinmeyen bir telefon görüşmesi yapmış olmasının, suça iştirak ettiğini veya yardım ettiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlamadığı belirtilmiştir. Cezanın 'ihtimali kanaate değil, kesin ve açık ispata dayanması' gerektiği ilkesi gereği, bu tür soyut bağlantıların mahkumiyet için yeterli olmadığı savunulmuştur.