Makalede, mahkemelerin 'öncü-artçı' tespiti yaparken sadece 'genel geçer ifadelerle' hüküm kurmasının hangi temel hukuk ilkelerini ihlal edebileceği belirtilmektedir? Bu ilkeleri ve ihlal gerekçelerini açıklayınız.
Makalede, mahkemelerin 'sanıkların öncü artçı gidip geldikleri' gibi genel geçer ifadelerle, somut kriterleri ortaya koymadan hüküm kurmasının şu temel ilkeleri ihlal edeceği belirtilmektedir: 1. **Gerekçeli Karar Hakkı (Anayasa m. 36, CMK m. 34, 230):** Mahkeme kararlarının, ulaşılan sonucu hangi somut delillere ve hukuki nedene dayandırdığını açıkça göstermesi gerekir. 'Öncü-artçı' gibi bir nitelemenin altının somut kriterlerle (mesafe, iletişim, PTS/HTS verileri vb.) doldurulmaması, kararın gerekçesiz kalmasına neden olur. 2. **Suçsuzluk/Masumiyet Karinesi ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi (Anayasa m. 38, CMK m. 223/5):** Suçluluk, şüpheye yer vermeyecek kesinlikte ispat edilmelidir. Somut delillere dayanmayan, varsayımsal ve genel ifadelerle kurulan 'öncü-artçı' kabulü, şüphenin sanık aleyhine yorumlanması anlamına gelir ve masumiyet karinesini zedeler. 3. **Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi (Anayasa m. 38):** Ceza sorumluluğu bireyseldir. Failler arasındaki iştirak iradesi ve fiile katkıları somut olarak ortaya konulmadan, sadece iki aracın birlikte seyretmesi gibi bir durumdan hareketle her iki aracın sürücüsünü de aynı derecede (müşterek fail) sorumlu tutmak bu ilkeye aykırıdır.