Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/993 E., 2018/7100 K. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuğun suçlamayı kabul etmemesi, olayın tek tanığının dinlenmesi zorunluluğu açısından nasıl bir rol oynamıştır?
Bu kararda, suça sürüklenen çocuğun (SSÇ) suçlamayı inkar etmesi, tanığın dinlenmesi zorunluluğunu pekiştiren bir unsur olarak görülmüştür. Eğer sanık suçu ikrar etseydi, bu ikrar tanık beyanını destekleyen güçlü bir yan delil olur ve mahkemenin işi kolaylaşırdı. Ancak sanık inkar ettiğinde, mahkumiyet için geriye sadece tanığın soruşturmadaki beyanı kalmaktadır. Bu durum, olayı tam olarak CMK m. 210/1'in kapsamına sokar; yani delil 'bir tanığın açıklamalarından ibaret' hale gelir. Dolayısıyla, sanığın inkarı karşısında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve çelişmenin giderilmesi için tek tanığın duruşmada dinlenmesi mutlak bir zorunluluk haline gelir. Mahkemenin bunu yapmadan hüküm kurması, eksik kovuşturma nedeniyle bozma sebebidir.