TCK m. 167/2'de belirtilen 'ikinci derecede kayın hısımları' zararına işlenen suçlarda ceza indirimi için 'aynı konutta beraber yaşama' şartı aranırken, aynı fıkrada sayılan 'aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden biri' için bu şart neden tersten aranmaktadır?
Kanun koyucu burada farklı akrabalık dereceleri için farklı kriterler benimsemiştir. Kardeşlik, çok yakın bir kan bağı ilişkisidir. Kanun koyucu, bu yakın ilişki nedeniyle, kardeşler ayrı konutlarda yaşasa bile aralarındaki bağın devam ettiğini ve malvarlığına karşı işlenen suçlarda bir indirim yapılmasını uygun görmüştür. Dolayısıyla kardeşler için 'aynı konutta yaşamama' durumu indirim için yeterlidir. Ancak amca, dayı, yeğen veya ikinci derece kayın hısmı gibi daha uzak akrabalık ilişkilerinde, bu indirimin uygulanabilmesi için aradaki bağın daha kuvvetli olması gerektiği düşünülmüş ve bu kuvvetli bağın göstergesi olarak 'aynı konutta beraber yaşama' şartı aranmıştır. Yani, kanun koyucu daha yakın akrabalıkta (kardeş) ayrı yaşamayı yeterli görürken, daha uzak akrabalıkta (amca, kayınbirader vb.) birlikte yaşamayı bir koşul olarak aramıştır.