Bir iş kazasında, işçinin 'kalp krizi' geçirmesi sonucu vefat etmesi olayı ile iş kazasının 'kaçınılmazlık' unsuru arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? İşverenin, kalp krizinin işyeri koşullarından kaynaklanmadığını, işçinin kişisel sağlık sorunlarından kaynaklandığını iddia etmesi, olayın iş kazası olarak nitelendirilmesini engeller mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321419

İki kavram arasında doğrudan bir ilişki yoktur, hatta zıt durumları ifade ederler. 'Kalp krizi'nin iş kazası sayılmasındaki temel mantık, olayın 'işyerinde bulunduğu sırada' meydana gelmiş olmasıdır; bu durumun öngörülüp öngörülemediği veya engellenip engellenemediği tartışılmaz. 'Kaçınılmazlık' ise, tüm önlemler alınmasına rağmen engellenemeyen dışsal bir olayı ifade eder. İşverenin, kalp krizinin işyeri koşullarından kaynaklanmadığını iddia etmesi, olayın 'iş kazası' olarak nitelendirilmesini engellemez. Yargıtay'a göre (CGK 2004/527 K.), 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, olayın nedeni ile iş arasında bir illiyet bağı aramamaktadır. Sadece olayın kanunda sayılan yer ve zamanlardan birinde (örneğin işyerinde) gerçekleşmesi yeterlidir. Ancak, işverenin bu iddiası, tazminat davasında 'kusur' oranlarının belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Eğer işveren, kalp krizini tetikleyecek bir işyeri koşulunun (aşırı stres, ağır çalışma vb.) olmadığını ve olayın tamamen işçinin kişisel sağlık durumundan kaynaklandığını ispatlarsa, kendisine kusur atfedilemeyebilir ve tazminat sorumluluğundan kurtulabilir. Yani, olay iş kazasıdır, ama işverenin kusuru olmayabilir.