Bir bilişim suçuna ilişkin soruşturmada, CMK m.134 uyarınca usulüne uygun bir arama kararı alınmış, ancak arama işlemi 'Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde' ve 'o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmaksızın' (CMK m.119/4) yapılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 tarihli kararı, bu durumu 'şekli bir aykırılık' olarak nitelendirip delillerin geçerliliğini nasıl yorumlamıştır? Bu yorumu 'mutlak delil yasağı' ilkesi açısından eleştiriniz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.03.2012 tarihli (E.2011/8-278, K.2012/96) kararında, bu durumu 'şekli bir aykırılık' olarak değerlendirmiş ve herhangi bir hak ihlaline yol açmadığı sürece, bu usul eksikliğinin tek başına aramayı ve elde edilen delilleri hukuka aykırı hale getirmeyeceğine karar vermiştir. Kurul'a göre, usulüne uygun alınmış bir arama kararı olduğu ve arama sırasında sanığın bir hakkı ihlal edilmediği sürece, arama sırasında hazır bulunması gereken kişilerin yokluğu, delilin geçerliliğini etkilemez. Bu yorum, 'mutlak delil yasağı' ilkesi açısından ciddi eleştirilere açıktır. Mutlak yasak ilkesi, kanunun emrettiği usul kurallarına herhangi bir aykırılığın delili hukuka aykırı kıldığını savunur. CMK'nın arama sırasında belirli kişilerin hazır bulunmasını emretmesi, aramanın şeffaflığını, denetlenebilirliğini ve keyfiliği önlemeyi amaçlayan temel bir güvencedir. Bu güvencenin ihlalini 'şekli' ve 'önemsiz' olarak nitelendirmek, kanun koyucunun iradesini ve usul güvencelerinin ruhunu zayıflatır. Bu yorum, delil yasaklarının alanını daraltarak kolluk uygulamalarında usul kurallarına uyma özenini azaltma riski taşır.