Bir iş kazası sonucu %100 bakıma muhtaç derecede malul kalan bir işçi için mahkeme 220.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2015/19406 K. sayılı kararında bu miktar neden 'fazla' bulunmuştur? Bu kararda, manevi tazminatın 'caydırıcılık' unsuru ile 'zenginleşme yasağı' ilkesi arasındaki denge nasıl yorumlanmıştır?
Yargıtay, bu kararda miktarı 'fazla' bulmuştur çünkü manevi tazminatın takdirinde bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken birçok unsurdan sadece birine (ağır maluliyete) odaklanılmasını hatalı görmüştür. Kararda, hakimin takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı ve özellikle 'tarafların kusur durumu' gibi özellikleri de göz önünde tutması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda işçinin %20 oranında müterafik (ortak) kusurunun bulunması, tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gereken önemli bir faktördür. Yargıtay, manevi tazminatın 'manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğini' kabul etmekle birlikte, bu caydırıcılığın bir tarafı (işçiyi) zenginleştirme, diğer tarafı (işvereni) ise fakirleştirme sonucunu doğurmaması gerektiğini belirtir. 220.000 TL'lik miktarın, tüm bu unsurlar (özellikle işçinin ortak kusuru) dengelendiğinde, zenginleşme yasağını ihlal edecek ölçüde orantısız ve 'fazla' olduğu sonucuna varılmıştır.