TCK m. 220/6'nın iptal kararında AYM, 'suç ve ceza arasındaki adil dengeyi' bozduğunu ve orantısız sonuçlara yol açtığını ima etmiştir. Bu tespiti, Anayasa'nın hangi temel ilkesiyle ilişkilendirmek daha doğrudur? 'Hukuk devleti' ilkesi (Anayasa m.2) ile 'ölçülülük' ilkesi (Anayasa m.13) arasındaki ilişkiyi bu bağlamda tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321386

AYM'nin bu tespiti, en genel anlamda Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen 'hukuk devleti' ilkesiyle ilişkilidir. Metindeki değerlendirmeye göre, AYM'nin çeşitli kararlarında belirttiği gibi, kanun koyucunun suç ve ceza siyasetini belirlerken 'suç ve ceza arasındaki adil dengeyi koruması' hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Orantısız ve adaletsiz cezalar öngören bir kanun, hukuk devleti ilkesini zedeler. 'Ölçülülük' ilkesi ise Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin bir kriter olarak düzenlenmiştir. TCK m. 220/6'nın öngördüğü ağır cezaların, ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı gibi temel haklar üzerinde yarattığı 'caydırıcı etki' göz önüne alındığında, bu durum aynı zamanda bir ölçülülük sorunudur. Kısacası, cezanın kendisinin orantısızlığı genel olarak 'hukuk devleti' ilkesi kapsamında, bu orantısız cezanın bir temel hakkın kullanımını engellemesi ise 'ölçülülük' ilkesi kapsamında değerlendirilebilir. İki ilke bu noktada iç içe geçmektedir.