5237 sayılı TCK m.220/6'nın iptalinden önce, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen bir fıkrayla, belirli suçların (örneğin propaganda, kanuna aykırı gösteriye katılma) örgüt adına işlenmesi halinde TCK m.220/6'nın uygulanmayacağı düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi, iptal kararında bu değişikliği neden 'belirsizliği ortadan kaldırmaya yeterli' bulmamıştır?
Anayasa Mahkemesi, bu değişikliği yeterli bulmamıştır çünkü bu düzenleme, TCK m.220/6'nın temelindeki sorunu çözmek yerine sadece belirli suç tipleri için bir istisna getirmiştir. İptal kararındaki temel sorun, 'örgüt adına suç işleme' kavramının kendisinin tanımının olmaması ve sınırlarının belirsiz olmasıdır. 3713 sayılı Kanun'a eklenen fıkra, bu kavrama bir açıklık getirmemektedir. Sadece, kanunda sayılan birkaç suçun işlenmesi durumunda TCK m.220/6'nın uygulanmayacağını belirtmekle yetinmektedir. Bu istisnalar dışındaki sayısız suç tipi için 'örgüt adına suç işleme' kavramının belirsizliği ve bu belirsizlikten kaynaklanan keyfi uygulama riski devam etmekteydi. AYM, bu nedenle yasal düzenlemenin sadece 'yama' niteliğinde olduğunu ve kanunilik ilkesinin gerektirdiği belirlilik ve öngörülebilirliği sağlamaktan uzak olduğunu değerlendirerek, bu değişikliği sorunu çözmede yetersiz görmüştür.