TCK m.220/6'nın iptal kararında AYM, 'belirlilik' ilkesi ile ilgili olarak 'yargı kararları ile de giderilmediğini' ve kavramın 'yargı makamlarınca her somut olayın özelliklerine göre farklı yorumlandığını' tespit etmiştir. Bir kanun hükmündeki belirsizliğin istikrarlı yargı içtihatları ile giderilmesi mümkün müdür? Bu durumun kanunilik denetimi açısından önemini açıklayınız.
Evet, bir kanun hükmündeki belirsizlik, yüksek mahkemelerin (Yargıtay, Danıştay) istikrarlı ve öngörülebilir içtihatları yoluyla giderilebilir. Kanunilik ilkesi sadece yasanın lafzını değil, aynı zamanda onun yargısal yorumunu ve uygulamasını da kapsar. Eğer bir yasa metni tek başına belirsiz olsa bile, yargı kararları bu belirsizliği ortadan kaldıracak net kriterler ve uygulama standartları geliştirirse, 'kanunilik' şartı sağlanmış olur. AYM ve İHAM da denetimlerinde bu hususu dikkate alır. Ancak TCK m.220/6 örneğinde AYM, Yargıtay içtihatlarının bu belirsizliği gidermek bir yana, her somut olayın özelliğine göre farklı ve öngörülemez yorumlar üreterek belirsizliği daha da artırdığını tespit etmiştir. Bu tespit, sorunun sadece münferit bir uygulamadan değil, kanunun kendisinden kaynaklanan yapısal bir sorun olduğunu ve yargı yoluyla aşılamadığını göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenle AYM, yasa koyucunun müdahalesinin zorunlu olduğu sonucuna varmış ve hükmü iptal etmiştir.