Ayten Saka başvurusunda, başvurucular temyiz dilekçelerinde tenkis hesabının taşınmazların 'gerçek değerleri' üzerinden yapılması gerektiğini iddia etmişlerdir. Mahkeme ise tenkis hesabını murisin ödediği 'para' üzerinden yapmıştır. Bu iki yaklaşım arasındaki farkı ve somut olayda mahkemenin para üzerinden hesap yapmasının hukuki dayanağını açıklayınız.
İki yaklaşım arasındaki fark, tenkise tabi kazandırmanın konusunun ne olarak kabul edildiğidir. Başvurucuların iddiası, murisin davalılara aslında 'taşınmaz bağışladığı' ve bu nedenle tenkis hesabının taşınmazların güncel değeri üzerinden yapılması gerektiği yönündedir. Mahkemenin ve Yargıtay'ın kabulü ise, murisin davalılara bir taşınmaz devretmediği, sadece taşınmazların alınması için 'para verdiği' (para bağışladığı) yönündedir. Bu durumda tenkise tabi kazandırma, taşınmazın kendisi değil, ödenen paradır. Bu kabulün hukuki dayanağı, somut olayda murisin kendi üzerine kayıtlı bir taşınmazı davalılara devretmemiş olmasıdır. Miras bırakan, üçüncü bir kişiden satın alınan taşınmazın bedelini ödeyerek mülkiyetin doğrudan davalılar adına tescilini sağlamıştır. Yargıtay içtihatlarına göre bu işlem 'gizli bağış' olarak nitelendirilir ve tenkise tabi olan şey, bağışlanan paradır. Bu nedenle mahkeme, taşınmazların değerini değil, bağışlanan paranın ölüm tarihindeki güncellenmiş değerini hesaplamıştır. (Bkz. Yargıtay 1. H.D. kararları)