İletişimin denetlenmesi tedbiri, katalog suçlardan biri olan 'örgüt kurma' (TCK m.220) suçu için uygulanırken, tesadüfen katalog dışı bir suç olan 'şike' (o tarihte katalogda değil) suçuna ilişkin deliller elde edilmiştir. Bu delillerin ve bu delillere dayanılarak alınan ikrarın şike suçunun yargılamasında kullanılmasının hukuki geçerliliğini CMK m.138/2 ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/6915 K. sayılı kararı çerçevesinde tartışınız.
Bu delillerin ve bunlara dayalı ikrarın şike suçunun yargılamasında kullanılması hukuken mümkün değildir. CMK m.138/2, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin kullanılabilmesi için, bu delillerin de yine CMK m.135'te sayılan katalog suçlardan birine ilişkin olması gerektiğini açıkça düzenlemiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/6915 K. sayılı kararında da bu ilke teyit edilmiştir. Karara göre, katalog suç (örgüt) soruşturmasında elde edilen deliller, katalog dışı bir suçun (şike) ispatında kullanılamaz. Bu deliller 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir. Dahası, bu hukuka aykırı telefon kayıtlarının şüpheliye dinletilmesi suretiyle alınan ikrar da 'zehirli ağacın meyvesi' olarak kabul edilir ve hukuka aykırıdır. Çünkü bu ikrar, özgür iradeye değil, hukuka aykırı olarak elde edilmiş ve kullanılması yasak olan bir delilin baskısıyla alınmıştır. Dolayısıyla, hem tesadüfi delillerin hem de bu delillere dayanan ikrarın hükme esas alınması, CMK m.217/2'ye aykırılık teşkil eder.