5271 sayılı CMK'nın 257. maddesi, müsadere veya iade kararlarının hangi usulle verilmesini öngörmektedir? Müsadere edilecek eşya üzerinde hak sahibi olan üçüncü bir kişinin (örneğin, suçta kullanılan aracın maliki) duruşmaya çağrılmasının zorunlu olup olmadığını ve çağrıya uymamasının sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321342

CMK m. 257/1, müsadere veya iade kararlarının 'duruşmalı olarak' verilmesini emreder. Evrak üzerinden karar verilmesi kural olarak mümkün değildir. Aynı maddenin 2. fıkrası, 'Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır' hükmüyle, üçüncü kişilerin çağrılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kişiler, duruşmaya katılarak sanığın sahip olduğu hakları (delil sunma, beyanda bulunma, kanun yoluna başvurma vb.) kullanabilirler. Ancak, maddenin 3. fıkrası, bu kişilerin usulüne uygun yapılan çağrıya uymamalarının 'işlemin ertelenmesine neden olmayacağını ve hükmün verilmesini engellemeyeceğini' belirtir. Yani, mahkeme çağırma yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra, üçüncü kişi gelmese bile duruşmaya devam edip kararını verebilir. Bu düzenleme, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemeyi amaçlar. (Bkz: Yargıtay 8. CD, E. 2016/12043, K. 2018/566)