Ayten Saka ve Nurten Saka başvurusunda (B. No: 2018/38147), Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin tenkis tutarını murisin ölüm tarihi olan 1988 yılındaki değerlere göre 413,51 TL olarak hesaplamasını neden tek başına bir mülkiyet hakkı ihlali olarak görmemiş, ancak nihai kararda yine de mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir? İhlalin asıl kaynağı nedir?
Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin 743 sayılı mülga Kanun'un 517. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca tenkis hesabını mirasın açıldığı (ölüm) tarihindeki değere göre yapmasını keyfî ve temelsiz bulmamıştır. Bu nedenle hesaplama yönteminin kendisi tek başına bir ihlal değildir. Ancak AYM, mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken tüm süreci bir bütün olarak ele almıştır. İhlalin asıl kaynağı, 1988 yılındaki değere göre hesaplanan 413,51 TL'lik alacağın, yaklaşık 30 yıl süren bir yargılama sonunda, sadece yasal faiz eklenerek ödenmesidir. AYM, bu uzun süre zarfında alacağın enflasyon karşısında değerini tamamen yitirdiğini ve yasal faizin bu kaybı telafi etmekten çok uzak olduğunu tespit etmiştir. Başvuruculara yüklenen bu aşırı ve olağan dışı külfet, devletin mülkiyet hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerini (taraflar arasında adil bir denge kurma ve etkili bir yargısal koruma sağlama) yerine getiremediği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ihlalin kaynağı, hesaplama yöntemi değil, uzun yargılama süresi ile enflasyonun birleşik etkisinin alacağı anlamsız kılmasıdır.