'Zehirli ağacın meyvesi' (hukuka aykırı delillerin uzak etkisi) doktrini nedir? Sanığın işkence altında yaptığı ikrar sonucunda suç aletinin bulunduğu bir senaryoda, bu doktrin uyarınca suç aletinin delil değeri ne olur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.2009 tarihli kararı bu doktrini nasıl yansıtmaktadır?
'Zehirli ağacın meyvesi' doktrini, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen birincil delile (zehirli ağaç) dayanılarak elde edilen ikincil delillerin (zehirli meyveler) de hukuka aykırı sayılması ve yargılamada kullanılamaması gerektiğini savunan ilkedir. Sanığın işkence altında yaptığı ikrar, CMK m.148 uyarınca mutlak bir delil yasağına tabidir ve hukuka aykırıdır. Bu hukuka aykırı ikrar sayesinde elde edilen suç aleti, 'zehirli ağacın meyvesi' konumundadır. Bu doktrinin katı bir şekilde uygulanması, suç aletinin de delil olarak kullanılamaması sonucunu doğurur. Aksi halde, delil yasaklarının arkası dolanılarak anlamsız hale getirilebilir. Metinde atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.2009 tarihli (E.2009/7-160, K.2009/264) 'kaçak rakı' kararında Kurul, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin ve bu delillerin sanığa gösterilmesiyle elde edilen ikrarın birlikte hukuka aykırı olduğuna ve hükme esas alınamayacağına karar vererek bu ilkeyi benimsemiştir. Bu karara göre, hukuka aykırı birincil delil, ondan türeyen ikrarı da zehirlemiştir.