Ceza muhakemesinde hukuka aykırı delil elde etme yasağının temel amacı, maddi gerçeğe ne pahasına olursa olsun ulaşmayı engellemektir. Bu bağlamda, 'delil serbestisi' ilkesi ile 'delil yasakları' arasındaki dengeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321285

Ceza muhakemesinde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla 'delil serbestisi' ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke, bir suçun ispatında herhangi bir delil türüyle sınırlı kalınmamasını, hukuka uygun her türlü delilin kullanılabileceğini ifade eder. Ancak bu serbesti, sınırsız değildir. 'Delil yasakları', bu serbestinin sınırını çizer. Delil yasakları, maddi gerçeğe ulaşmak için bile olsa, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve hukuk devleti ilkelerini ihlal eden yöntemlerin kullanılamayacağını belirtir. Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 gibi hükümlerle düzenlenen delil yasakları, 'maddi gerçeğe ne pahasına olursa olsun değil, hukuka uygun yollarla ulaşılması' gerektiğini emreder. Kısacası, delil serbestisi 'ne ile' ispat edileceğini, delil yasakları ise 'nasıl' ispat edilemeyeceğini düzenleyerek aradaki dengeyi kurar.