Bir dolandırıcılık eyleminde, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2019/305 K. sayılı kararında, sanıkların 'baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket etmedikleri' sonucuna nasıl ulaşılmıştır? Bu tespitin suçun oluşumuna etkisi nedir?
Yargıtay, bu kararda sanıkların 'suça konu sahte çeki, karşılıklı sözleşme ilişkisi kurulmasından sonra katılana ibraz ettiklerinin anlaşılması' olgusuna dayanarak bu sonuca ulaşmıştır. Dolandırıcılık suçunun manevi unsurunun oluşabilmesi için, failin 'baştan itibaren', yani sözleşme ilişkisi kurulurken veya öncesinde, mağduru aldatma ve haksız menfaat sağlama kastıyla hareket etmesi gerekir. Olayda ise, taraflar arasında öncelikle geçerli bir hukuki ilişki (sözleşme) kurulmuş, borç bu ilişkiden doğmuştur. Sanıklar, sonradan bu mevcut borcu ödemek için sahte çeke başvurmuşlardır. Bu durum, kastın baştan itibaren değil, sonradan ortaya çıktığını göstermektedir. Ayrıca, zarar hileli davranıştan (sahte çek) değil, önceden doğan borçtan kaynaklandığı için suçun unsurları oluşmamıştır. Bu tespit, suçun manevi unsurunun yokluğu nedeniyle dolandırıcılık suçunun oluşmadığı anlamına gelir.