Bir hukuk davasında, davalı vekilinin süre tutum dilekçesi verip, gerekçeli kararın tebliğinden sonra süresi içinde gerekçeli istinaf dilekçesi de vermesine rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi'nin sadece süre tutum dilekçesini dikkate alarak incelemeyi kamu düzeniyle sınırlı tutması hukuka uygun mudur? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımı nedir?
Hayır, hukuka uygun değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2021 tarihli, 2019/684 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durum isabetsizdir. Eğer davalı vekili, süre tutum dilekçesi verdikten sonra, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal süre içinde usulüne uygun bir 'gerekçeli istinaf dilekçesi' de sunmuşsa, Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu gerekçeli dilekçede ileri sürülen istinaf sebeplerini de dikkate alarak esastan bir inceleme yapması zorunludur. Mahkemenin, süresinde sunulan bu gerekçeli dilekçeyi göz ardı edip, sanki hiç verilmemiş gibi incelemeyi sadece kamu düzeniyle sınırlı tutması, 'mahkemeye erişim hakkının' ve 'hukuki dinlenilme hakkının' ihlali anlamına gelir. Bu durumda Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak, dosyanın gerekçeli istinaf sebepleri yönünden de incelenmesi için geri gönderilmesine karar verir.