Bir iş kazası davasında, Yargıtay'ın, hükmedilen manevi tazminat miktarını 'az' veya 'çok' bularak bozma kararı vermesi, hakimin takdir yetkisine bir müdahale midir? Yargıtay'ın bu denetimi hangi hukuki ilkelere dayanarak yaptığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321223

Bu bir müdahale olarak değil, 'hukuka uygunluk denetimi' olarak görülmelidir. Hukukumuzda hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken sınırsız bir takdir yetkisine sahip değildir. Bu yetki, hukukun genel ilkeleri, hakkaniyet ve kanunun ruhu ile sınırlıdır. Yargıtay, hakimin bu takdir hakkını kullanırken, metinde de sayılan objektif kriterlere (kusur oranı, maluliyet derecesi, tarafların ekonomik durumu, paranın alım gücü vb.) uyup uymadığını denetler. Eğer belirlenen miktar, bu kriterler göz önüne alındığında somut olayın özellikleriyle 'açıkça orantısız' ise, Yargıtay bu durumu 'takdir hakkının yanlış kullanılması' olarak değerlendirir ve hükmü bozar. Bu denetim, adaletin sağlanması, benzer olaylarda farklı kararların çıkmasının önlenmesi ve keyfiliğin engellenmesi gibi temel hukuki ilkelere dayanır. Yargıtay, hakimin yerine geçip bir miktar belirlemez, sadece belirlenen miktarın hukuki ölçütlere uygun olup olmadığını denetler.