Bir tenkis davasında, miras bırakanın taşınmazların 'gerçek değeri' yerine 'resmi satış sözleşmesindeki değeri' üzerinden tenkis hesabı yapılmasına itiraz eden başvurucuların bu iddiası, Ayten Saka başvurusunda nasıl bir sonuca bağlanmıştır? Mahkeme hangi değeri esas almıştır?
Ayten Saka başvurusunda başvurucular, tenkis hesabının taşınmazların gerçek değerleri üzerinden yapılması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak derece mahkemesi ve onayan Yargıtay, bu iddiayı kabul etmemiştir. Olayda tenkise konu olan kazandırmanın 'taşınmazın kendisi' değil, taşınmazların alımı için ödenen 'para' olduğu kabul edildiğinden, mahkeme taşınmazların değerini değil, murisin taşınmazları satın alırken ödediği 'bedelin', denkleştirici adalet ilkesi uyarınca mirasın açıldığı tarihteki (ölüm tarihindeki) ulaştığı değeri esas almıştır. Bu değer, bilirkişilerce çeşitli ekonomik göstergeler (üretici fiyat endeksi, döviz kuru, altın fiyatları, mevduat faizi) kullanılarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla, ne taşınmazların güncel değeri ne de resmi satış bedeli değil, ödenen paranın ölüm tarihindeki satın alma gücü esas alınmıştır. Anayasa Mahkemesi de bu hesaplama yönteminin kendisini değil, bu yöntemle bulunan miktarın 30 yıl sonra ödenmesinin yarattığı hak ihlalini incelemiştir.