Bir iş kazasında SGK, işveren aleyhine rücuen tazminat davası açtığında, işverenin 'asıl işveren' mi yoksa 'bağımsız işveren' mi olduğunun tespiti için Yargıtay'ın aradığı kriterler nelerdir? 'Devir' olgusunun bu ayrımdaki rolünü, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2016/14224 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin bu kararında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için aranan temel kriterler vurgulanmıştır. Buna göre bir işverenin 'asıl işveren' sayılabilmesi için, işin bir bölümünü veya eklentisini başka bir işverene (alt işveren) vermesi gerekir. Eğer işveren, işin bütününü başka bir işverene 'devretmişse', burada asıl işverenlikten bahsedilemez. Kararda 'devir' olgusunun belirleyici olduğu vurgulanmıştır. Devirden kasıt, yapılmakta olan işin bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana 'bağımsız bir işveren kimliği' kazandıracak nitelikte bir işin verilmesidir. Örneğin, bir inşaat şirketinin, inşaatın elektrik işlerini bir taşerona vermesi alt işverenlik ilişkisi kurarken, şirketin kendi sigortalı işçisi olmaksızın işi tamamen anahtar teslimi olarak başka bir firmaya vermesi durumunda, iş sahibi ihale makamı 'asıl işveren' sayılmaz. Bu durumda işi alan firma 'bağımsız işveren'dir ve iş sahibinin dayanışmalı sorumluluğu doğmaz.