Ayten Saka başvurusunda (2018/38147), Yargıtay'ın 11/11/1994 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın, tenkis davasında ödenecek nakdin 'tercih hakkı günündeki' değere göre hesaplanması gerektiği yönündeki ilkesi, derece mahkemesi tarafından neden uygulanmamıştır? Mahkemenin bu konudaki gerekçesi ile AYM'nin mülkiyet hakkı ihlali kararı arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Derece mahkemesi, Yargıtay'ın bu içtihadını uygulamamıştır çünkü somut olayda tenkise konu kazandırmanın 'taşınmazın kendisi' değil, taşınmazın alımında ödenen 'para' olduğu sonucuna varmıştır. Mahkemeye göre, İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtilen ve davalıya tanınan seçimlik hak (TMK m. 564), ancak bölünemeyen muayyen bir 'malın' tenkise tabi olması halinde söz konusudur. Olayda ise kazandırma para olduğu için, seçimlik hak kullandırılmasına gerek olmadığı ve dolayısıyla tercih hakkının kullanıldığı gündeki değerin hesaplanmasının da gereksiz olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle mahkeme, paranın ölüm tarihindeki değerini esas almıştır. Ancak AYM, bu yorumun sonucunda ortaya çıkan duruma odaklanmıştır. Yaklaşık 30 yıl süren yargılama sonunda, 1988 yılındaki değere göre hesaplanan ve sadece yasal faiz eklenen alacağın, enflasyon karşısında tamamen eriyerek başvurucular için aşırı bir külfete yol açtığını ve mülkiyet haklarının özünü zedelediğini tespit etmiştir. Kısacası, derece mahkemesinin hukuki yorumu, somut olayın koşullarında (uzun yargılama ve yüksek enflasyon) taraflar arasında 'adil dengeyi' bozmuş ve mülkiyet hakkının pozitif yükümlülüklerinin ihlaline neden olmuştur.