Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/1340 K. sayılı kararında, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden haklı olarak dönen bir tarafın (örneğin arsa sahibi) talep edebileceği zararın niteliği nedir? 'Müspet zarar' ile 'menfi zarar' arasındaki ayrımı, bu karar ışığında ve sözleşmeden dönen tarafın kusur durumunu dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321171

Yargıtay'ın bu kararına göre, sözleşmeden haklı olarak dönen taraf (örneğin, yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sözleşmeyi fesheden arsa sahibi), temerrüde düşmekte kusurlu olan karşı taraftan kural olarak sadece 'menfi (olumsuz) zararını' talep edebilir. Menfi zarar, sözleşmenin geçerli olduğuna duyulan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan, yani sözleşme hiç yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır (örn. sözleşme masrafları, yıkılan eski binanın enkaz bedeli). 'Müspet (olumlu) zarar' ise, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi malvarlığının ulaşacağı değer ile mevcut durum arasındaki farktır (örn. kâr kaybı, bitmiş dairelerin değeri). Karara göre, sözleşmeden dönen taraf, dönmekle ifadan vazgeçtiği için kâr kaybı gibi müspet zararları isteyemez. Müspet zarar talep edebilmek için, kişinin sözleşmeden dönen taraf olmaması ve kusursuz olması gerekir. Eğer her iki tarafın da fesihte kusuru varsa, kimse tazminat talep edemez; sadece sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiklerini geri isteyebilirler.