Bir iş kazası davasında, Yargıtay'ın, davalı şirketin asıl işveren sıfatıyla sorumlu olacağını kabul ederken, alt işverenlik ilişkisinin unsurlarından biri olarak 'işverenden alınan işin, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmaması' gerektiğini belirtmesi ne anlama gelmektedir? Bu unsuru bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321170

Bu unsur, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için, alt işverene verilen işin, asıl işverenin yürüttüğü asıl işin bir parçası, bölümü, eklentisi veya yardımcısı niteliğinde olması gerektiğini ifade eder. Eğer alt işverene verilen iş, asıl işten tamamen bağımsız, kendi başına ayrı bir işyeri niteliği taşıyorsa, burada bir alt işverenlik ilişkisinden değil, iki bağımsız işveren arasındaki bir sözleşme ilişkisinden (örneğin eser, taşıma sözleşmesi) bahsedilir. Bu durumda asıl işveren, diğer işverenin işçisinin geçirdiği kazadan sorumlu olmaz. Örneğin, bir tekstil fabrikasının (asıl işveren), fabrika binasının bahçesindeki bir alanı, kendisiyle hiçbir üretim bağı olmayan bir oto yıkamacıya (bağımsız işveren) kiralaması durumunda, oto yıkamacının işçisinin geçirdiği kazadan tekstil fabrikası sorumlu olmaz. Ancak, fabrikanın boyama işlerini bir alt işverene vermesi durumunda, boyama işi asıl işin bir parçası olduğu için sorumluluk doğar. (Bkz. Yargıtay 21. HD - K: 2016/2469)