Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (TCK m.158/1-f) suçunun oluşması için bu kurumların bir zarara uğraması şart mıdır? Bu nitelikli halin kanunda daha ağır bir yaptırıma bağlanmasının temel mantığı nedir?
Hayır, banka veya kredi kurumlarının bir zarara uğraması şart değildir. Metinde de belirtildiği gibi, bu kurumların mağdurun veya başka bir kişinin zararına, failin ise lehine yarar elde edilmesinde sadece 'araç olarak' kullanılması yeterlidir. Bu nitelikli halin kanunda daha ağır bir yaptırıma bağlanmasının temel mantığı, madde gerekçesinde ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.11.2022 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, bu kurumların toplumda yarattığı 'güven' olgusudur. Banka ve kredi kurumları birer güven kurumu olduğundan, bunların araç olarak kullanılması dolandırıcılık suçunun işlenmesini önemli ölçüde kolaylaştırmakta, mağdurun araştırma eğilimini azaltmakta veya tamamen ortadan kaldırmaktadır. Kanun koyucu, bu güvenin kötüye kullanılmasını ve hilenin daha kolay gerçekleşmesini göz önüne alarak eylemi daha ağır bir yaptırıma tabi tutmuştur.