Bir internet sitesi üzerinden satışa sunulan bir ürünün, ilanda belirtilen niteliklerden bariz şekilde farklı (örneğin orijinal yerine taklit) veya tamamen alakasız (örneğin telefon yerine oyuncak) çıkması durumunda, failin 'dolandırma kastının' varlığı nasıl değerlendirilir? Bu kastın zamanlamasının suçun oluşumundaki rolü nedir?
Bu durumda failin 'dolandırma kastı', eylemin niteliğinden ve hayatın olağan akışından anlaşılır. Vaat edilen değerli bir ürün yerine, kasıtlı olarak değersiz, taklit veya tamamen alakasız bir ürün gönderilmesi, failin baştan itibaren mağduru aldatarak haksız bir yarar sağlama niyetinde olduğunu açıkça gösterir. Bu, basit bir borca aykırılık (hukuki ihtilaf) değil, nitelikli bir yalandır. Dolandırıcılık suçunun manevi unsurunun oluşmasında temel şart, failin mağduru dolandırma kastına 'baştan', yani fiilin icra hareketlerine başlamadan önce sahip olmasıdır. Kastın sonradan oluşması (örneğin ürünü gönderdikten sonra pişman olup parasını iade etmemesi) dolandırıcılık suçunu oluşturmaz, başka hukuki sorumluluklar doğurabilir. Ancak, metinde belirtildiği gibi, teşebbüs sırasında devam eden hareketler esaslı olup da failde o an dolandırma kastı oluşmuşsa, burada da dolandırıcılık suçunun manevi unsurunun oluştuğu söylenebilir.