Bir iş kazası tazminat davasında, işçinin kusur raporunun hangi kanuni düzenlemelere uygun olması gerekir ve bu raporlarda hangi ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır? Yargıtay'ın, akrep sokması gibi bir olayı 'beklenmeyen kötü tesadüf' olarak niteleyen bir kusur raporunu neden yetersiz bulduğunu açıklayınız.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun ve özellikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Bu kanunlara göre işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için 'gerekli her türlü önlemi almakla' yükümlüdür. Bu yükümlülük, sadece mevzuatta yazılı önlemleri değil, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerektirdiği tüm önlemleri kapsar. Rapor, 6331 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki 'risklerden korunma ilkelerini' (risklerden kaçınma, analiz etme, kaynağında mücadele, toplu korunmaya öncelik verme vb.) ve 19. maddesindeki çalışanların yükümlülüklerini dikkate almalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2020/6526 K. sayılı kararında, akrep sokması olayını 'beklenmeyen kötü tesadüf' olarak niteleyip kimseye kusur atfetmeyen rapor yetersiz bulunmuştur. Yargıtay'a göre mahkeme, kazanın olduğu coğrafi bölgede akreplerin yaygın olup olmadığını araştırmalı, eğer yaygınsa işverenin bu riske karşı işçilere eğitim verip vermediğini, gerekli İSG önlemlerini alıp almadığını değerlendiren yeni bir uzman bilirkişi raporu almalıdır. Sadece olayın öngörülemez olduğunu belirtmek, işverenin risk değerlendirme ve önlem alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.