TCK m.158/1-f kapsamında, bankaların dolandırıcılık suçunda 'araç olarak kullanılması' ile yalnızca 'ödeme aracı olarak kullanılması' arasındaki temel fark nedir? Bir eylemin nitelikli hal kapsamında değerlendirilebilmesi için Yargıtay'ın aradığı ölçütleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.11.2022 tarihli kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #321066

Temel fark, bankanın hileli hareketlerin icrasında aktif bir rol oynayıp oynamadığıdır. Bankanın 'araç olarak kullanılması'ndan söz edebilmek için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankanın mutat faaliyetlerinden (kredi verme, fon transferi vb.) veya bu faaliyetleri yürüten süjelerinden yararlanılması ya da bankanın ürettiği maddi varlıkların (çek, dekont, kredi kartı vb.) hileli hareketlerde kullanılması gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.11.2022 tarihli (2022/204 E., 2022/749 K.) kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık, bankanın 'sadece ödeme aracı olarak kullanılması' halinde, hileli hareketler banka dışında gerçekleştirilir ve mağdur aldatıldıktan sonra, elde edilen haksız menfaatin transferi için banka kanalları (örn. havale/EFT) kullanılır. Bu durumda, banka aldatma eyleminin bir parçası olmadığı için TCK m.158/1-f'deki nitelikli hal oluşmaz ve eylem basit dolandırıcılık (TCK m.157) olarak değerlendirilir. Nitelikli halin oluşması için bankanın, mağdurun aldatılmasını kolaylaştıran bir fonksiyon icra etmesi şarttır.