Anayasa Mahkemesi'nin TCK m.220/6'ya ilişkin iptal kararında, bu kuralın 'ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı' gibi temel haklar üzerinde 'güçlü bir caydırıcı etki' yarattığı belirtilmiştir. Bu tespitin, kanunilik ilkesinin hangi boyutuyla doğrudan ilişkili olduğunu açıklayınız.
Bu tespit, kanunilik ilkesinin maddi boyutunu oluşturan 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' unsurlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bir ceza normunun sınırları belirsiz ve geniş yorumlanmaya müsait olduğunda, bireyler yasal haklarını kullanırken dahi, eylemlerinin bu belirsiz norm kapsamına sokulabileceği endişesini taşırlar. TCK m.220/6'daki 'örgüt adına' kavramının muğlaklığı, kişilerin yasal bir toplantıya katılmasının veya bir konuda eleştirel bir ifade kullanmasının, sonradan 'örgüt adına işlenmiş suç' olarak yorumlanabileceği korkusunu yaratıyordu. Bu korku, bireylerin Anayasal haklarını kullanmaktan çekinmesine, yani bir 'caydırıcı etki'ye yol açıyordu. Dolayısıyla, normun belirsizliği, doğrudan temel hakların kullanım alanını daraltan bir etki doğurmaktadır. Bu, kanunilik ilkesi ihlalinin en somut sonuçlarından biridir.