Bir ceza davasında elde edilen hukuka aykırı delilin, sanığın ikrarına yol açması durumunda, bu ikrarın delil değeri, 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir? İkrarın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı bu değerlendirmede nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320936

Bu durumda ikrar, 'zehirli ağacın meyvesi' olarak kabul edilir ve kural olarak delil değeri yoktur. Hukuka aykırı bir delil (örneğin usulsüz bir arama sonucu bulunan eşya veya yasa dışı bir ses kaydı) sanığın önüne konulduğunda, sanık genellikle çaresizlik içinde ve hukuki haklarını tam olarak bilemediği bir baskı altında suçunu itiraf eder. Bu ikrar, sanığın özgür iradesinin bir ürünü değil, hukuka aykırı delilin yarattığı psikolojik baskının bir sonucudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.2009 tarihli kararında da belirtildiği gibi, 'köşeye sıkıştırıldığını hisseden sanık, bu baskı altında itirafta bulunmak zorunda kalmıştır'. Dolayısıyla, ilk delil hukuka aykırı olduğu için, ondan kaynaklanan ve özgür iradeye dayanmayan bu ikrar da hukuka aykırı sayılır ve mahkumiyet hükmüne esas alınamaz.