Anayasa Mahkemesi, TCK m.220/6'nın iptaline ilişkin E.2023/132 sayılı kararında, 'örgüt adına işlenen suç' kavramının yargı makamlarınca her somut olayın özelliklerine göre farklı yorumlandığını tespit etmiştir. Bu durum, 'hukuki güvenlik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri açısından neden bir sorundur?
'Hukuki güvenlik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri, bireylerin kendi eylemlerinin hukuki sonuçlarını önceden tahmin edebilmelerini ve davranışlarını buna göre düzenleyebilmelerini gerektirir. Bir kanun hükmünün yargı organları tarafından istikrarlı bir şekilde değil de, her somut olaya göre farklı ve birbiriyle çelişen şekillerde yorumlanması, bu öngörülebilirliği ortadan kaldırır. Birey, benzer bir eylemi gerçekleştirdiğinde hakkında nasıl bir karar verileceğini bilemez hale gelir. Bu durum, hukuka olan güveni sarsar ve yargı kararlarının keyfi olduğu algısını yaratır. AYM'nin tespiti, TCK m.220/6'nın uygulamasında bir içtihat birliğinin oluşmadığını ve bu nedenle kuralın bireyler için öngörülemez ve dolayısıyla hukuki güvenlik sağlamaktan uzak olduğunu, bu sebeple de kanunilik ilkesine aykırı olduğunu göstermektedir.