Anayasa Mahkemesi'nin TCK m.220/6'yı iptal gerekçeleri arasında yer alan 'belirlilik' ve 'orantılılık' ilkeleri, ceza normlarının oluşturulmasında kanun koyucuya ne gibi yükümlülükler getirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320900

Bu ilkeler, kanun koyucunun cezalandırma yetkisini kullanırken uyması gereken temel anayasal sınırlardır. 'Belirlilik' ilkesi (Anayasa m.38), kanun koyucuya, suç sayılan fiillerin tanımını, unsurlarını ve sınırlarını herhangi bir duraksamaya ve keyfi yoruma yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır bir biçimde yapma yükümlülüğü getirir. Bireyler, hangi eylemin suç olduğunu ve ne gibi sonuçlar doğuracağını kanun metninden öngörebilmelidir. 'Orantılılık' ilkesi (Anayasa m.2 ve m.13), kanun koyucuya, suç olarak tanımlanan fiil ile bu fiil için öngörülen ceza arasında adil ve makul bir denge kurma yükümlülüğü getirir. Ceza, işlenen fiilin haksızlık içeriğiyle orantılı olmalı, aşırı ve caydırıcılık amacını aşan bir nitelik taşımamalıdır. AYM, TCK m.220/6'nın hem tanımının belirsiz olduğunu hem de öngördüğü cezanın orantısız sonuçlara yol açtığını tespit ederek bu iki ilkeye de aykırı bulmuştur.