Ayten Saka başvurusunda, mahfuz payı ihlal edilen başvurucuların alacağının aradan geçen 30 yılda enflasyon karşısında erimesi, devletin mülkiyet hakkını korumaya yönelik 'pozitif yükümlülükleri' açısından nasıl bir ihlal teşkil etmiştir? AYM'nin bu konudaki gerekçesini açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi'ne göre, devletin mülkiyet hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüğü, sadece mülkiyet uyuşmazlıklarını çözecek yargısal yollar oluşturmaktan ibaret değildir. Bu yolların 'etkili' olması, yani mülkiyet hakkına gerçek bir koruma sağlaması da gerekir. Ayten Saka başvurusunda, yargılamanın yaklaşık 30 yıl sürmesi ve bu süre sonunda hükmedilen alacağın sadece yasal faizle ödenmesi, alacağın reel değerini tamamen ortadan kaldırmıştır. AYM, bu durumu, tarafların menfaatleri arasında adil bir denge kurma yükümlülüğünün ihlali olarak görmüştür. Yargı sisteminin yavaş işlemesi ve enflasyonist ortamda alacağın değerini koruyacak bir mekanizmanın (örneğin, güncel değere göre hüküm kurma veya yüksek bir faiz uygulama gibi) işletilmemesi, başvuruculara 'aşırı ve olağan dışı bir külfet' yüklemiştir. Bu orantısız sonuç, devletin etkili bir yargısal koruma sağlama şeklindeki pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediği anlamına gelmektedir ve mülkiyet hakkının ihlaline yol açmıştır. (Bkz: AYM, B. No: 2018/38147).