CMK m.119/4'e aykırı olarak, yani ihtiyar heyeti veya komşular hazır olmadan yapılan bir konut aramasında elde edilen delillerin hukuki geçerliliği konusunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Özel Daire arasında yaşanan görüş ayrılığı, 'hukuka aykırılığın' tanımı ve kapsamı hakkında hangi temel hukuki tartışmayı yansıtmaktadır?
Bu görüş ayrılığı, hukuka aykırılığın 'mutlak' mı yoksa 'nispi' mi yorumlanması gerektiği şeklindeki temel hukuki tartışmayı yansıtmaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin bozma kararının temelindeki 'mutlak hukuka aykırılık' görüşü, usul kanununda yer alan herhangi bir emredici kuralın ihlalinin, delili kendiliğinden hukuka aykırı hale getireceğini ve kullanılamaz kılacağını savunur. Bu görüşe göre, kuralın ihlal edilmesinin sonuca etkili olup olmadığı veya bir hak ihlali yaratıp yaratmadığına bakılmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 tarihli onama kararının temelindeki 'nispi hukuka aykırılık' görüşü ise, her usul ihlalinin delili geçersiz kılmayacağını, ihlalin sanığın temel bir hakkını (savunma hakkı, özel hayatın gizliliği vb.) zedeleyip zedelemediğine bakılması gerektiğini savunur. CGK, komşuların bulunmamasını temel bir hak ihlali olarak değil, 'şekli bir aykırılık' olarak görmüş ve delilin geçerli olduğuna karar vermiştir. Bu, delil yasaklarının sınırlarının yorumlanmasında derin bir içtihat farklılığı olduğunu göstermektedir.