Bir tenkis davasında, murisin davalılara taşınmazın kendisini devretmesi ile taşınmazın alım bedelini ödemesi arasında tenkis hesabının yapılışı açısından ne gibi farklar vardır? Yargıtay'ın Ayten Saka başvurusundaki nihai kararında benimsediği yaklaşım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320778

Murisin, kendisine ait bir taşınmazı davalıya devretmesi durumunda, tenkise tabi olan şey taşınmazın kendisidir. Bu durumda, 11/11/1994 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, sabit tenkis oranına göre malın bölünüp bölünemeyeceği araştırılır, bölünemiyorsa davalıya seçimlik hakkı (malın kendisinde kalması için tenkis bedelini ödeme veya tasarruf nisabını nakden alma) tanınır. Ancak, somut Ayten Saka davasında olduğu gibi, muris davalılara taşınmazı devretmemiş, sadece davalıların satın aldığı taşınmazların bedelini ödemiştir. Bu durumda yapılan kazandırma 'taşınmazın kendisi' değil, 'para'dır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin karar düzeltme aşamasında verdiği nihai kararda da vurgulandığı üzere, bu durumda tenkis hesabının 'bedele hasren' yapılması gerekir. Yani, tenkise tabi olan, murisin ödediği paranın mirasın açıldığı tarihte ulaştığı (denkleştirilmiş) değerdir. Bu durumda, tasarrufa konu olan şey para olduğu için, davalıya 743 sayılı mülga Kanun'un 506. maddesindeki seçimlik hak kullandırılmaz. Mahkeme doğrudan bu bedelin tenkisine hükmeder.