Hukuka aykırı delillerin 'uzak etkisi' veya 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini ne anlama gelmektedir? Türk hukukunda Yargıtay'ın bu doktrine yaklaşımı istikrarlı mıdır? Örnek bir kararla açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320762

'Zehirli ağacın meyvesi' doktrini, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen birincil delile (zehirli ağaç) dayanılarak elde edilen ikincil delillerin (meyveler) de hukuka aykırı sayılması ve hükme esas alınmaması gerektiğini ifade eder. Örneğin, işkence altında alınan ifade (birincil hukuka aykırı delil) sonucu bulunan suç aleti (ikincil delil), bu doktrine göre delil olarak kullanılamaz. Türk hukukunda Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı istikrarlı değildir. Bazı kararlarında Yargıtay, bu doktrini dar yorumlayarak hukuka aykırı delil dışındaki (örneğin ikrar gibi) delillere dayanarak mahkumiyet hükmünü onamıştır (Örn: YCGK, 29.11.2005, 2005/7-144 E.). Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 'kaçak rakı' davasına ilişkin 17.11.2009 tarihli (2009/7-160 E.) kararında olduğu gibi, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin ve bu delillere dayanan sanık ikrarının hükme esas alınamayacağını belirterek bu ilkeyi benimsediği kararlar da mevcuttur. Bu durum, uygulamanın somut olaya göre değişebildiğini göstermektedir.