Yargıtay'ın eski ve yeni içtihatları arasındaki farkı göz önünde bulundurarak, yasal unsurları eksik veya tamamen sahte bir çek kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık eyleminin, TCK m. 157 kapsamında basit dolandırıcılık mı yoksa TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık mı sayılacağını, Yargıtay'ın güncel yaklaşımının hukuki gerekçeleriyle birlikte açıklayınız.
Yargıtay'ın eski uygulamasında, unsurları eksik veya sahte çekin hukuken 'çek' vasfı taşımadığı, dolayısıyla bankanın bir maddi varlığının kullanılmadığı gerekçesiyle eylem TCK m.157 kapsamında basit dolandırıcılık sayılıyordu. Ancak Yargıtay, bu görüşünü değiştirmiştir. Güncel uygulamada, TCK m. 158/1-f'nin düzenleniş amacının, banka veya kredi kurumlarına duyulan güvenden faydalanılarak suçun daha kolay işlenmesi olduğu kabul edilmektedir. Mağdur, belgenin sahte veya eksik olduğunu bilmeden, 'çek'e ve dolayısıyla bankaya güvendiği için aldatılmaktadır. Önemli olan, belgenin mağduru aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip olmasıdır. Bu nedenle, iğfal kabiliyetini haiz yasal unsurları eksik veya sahte bir çek kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçları da, bankanın maddi varlığı veya bu varlığın bulunduğu algısı hile olarak kullanıldığı için TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmektedir. (Bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.04.2022, 2020/367 E., 2022/308 K.).