Ayten Saka başvurusunda, mahkemenin 'talebe bağlılık ilkesi' gereği faize hükmetmesi, başvurucuların zararının giderilmesinde neden yetersiz kalmıştır?
Ayten Saka başvurusunda, Mahkeme tenkisten doğan alacağa 'dava tarihinden itibaren' yasal faiz işletilmesine karar vermiştir. Hatta gerekçesinde, normalde faizin bir yıl geriye dönük istenebileceğini ancak talebe bağlı kalarak dava tarihini esas aldığını belirtmiştir. Bu durum, başvurucuların zararının giderilmesinde şu nedenle yetersiz kalmıştır: Dava 1989'da açılmış ve 2018'de kesinleşmiştir. Yaklaşık 30 yıllık bu süreçte Türkiye'de yaşanan yüksek enflasyon, yasal faiz oranlarının çok üzerindedir. Yasal faiz, paranın enflasyon karşısındaki değer kaybını karşılamaktan son derece uzaktır. Anayasa Mahkemesi de kararında bu duruma dikkat çekmiş ve 1988'deki 413,51 TL'nin, 30 yıl sonra sadece yasal faiziyle birlikte ödenmesinin, mülkiyet hakkının özünü zedeleyen orantısız bir sonuç doğurduğunu belirtmiştir. Yani sorun, faize hükmedilmemesi değil, hükmedilen yasal faizin gerçek değer kaybını telafi edememesidir.