Bir iş kazası sonrasında tazminat davasının 5-6 yıl sürmesi, davanın niteliği (yaralanmalı olması) ve maluliyet tespiti sürecinin karmaşıklığı dikkate alındığında, 'makul sürede yargılanma hakkı' açısından bir ihlal oluşturur mu? Bu durumu Ayten Saka kararındaki 29 yıllık süre ile karşılaştırarak yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320660

Bir davanın süresinin makul olup olmadığı, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilir. Metinde, yaralanmalı bir iş kazası davasının, maluliyet tespiti sürecinin karmaşıklığı nedeniyle 5-6 yıl sürebileceği belirtilmiştir. Bu süre, ilk bakışta uzun görünmekle birlikte, Adli Tıp Kurumu'nun farklı kurullarından rapor alınması, bu raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi gibi zorunlu usuli işlemlerin zaman aldığı bir gerçektir. Bu nedenle, 5-6 yıllık bir sürenin, davanın karmaşıklığı göz önüne alındığında, tek başına 'makul sürede yargılanma hakkının' ihlali olarak nitelendirilmesi kesin değildir; mahkemelerin ve tarafların tutumu da incelenmelidir. Ancak, Ayten Saka kararındaki gibi yaklaşık 30 yıl süren bir yargılama, davanın karmaşıklığı ne olursa olsun, hiçbir şekilde makul kabul edilemez ve açık bir hak ihlalidir. İki örnek arasındaki temel fark, sürenin orantılılığıdır; 5-6 yıl tartışmalı olabilirken, 30 yıl tartışmasız bir şekilde makul sürenin aşılmasıdır.