Metinlerde geçen Yargıtay kararlarından hareketle, bir usul kuralına aykırılığın 'hakkın özünü' ihlal edip etmediği ayrımı, hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesinde bir kriter olarak kullanılabilir mi? YCGK'nın 13.03.2012 tarihli kararı bu yaklaşıma bir örnek teşkil eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320640

Bu ayrım, metinde eleştirilen 'nispi değerlendirme yasağı' görüşünün temelini oluşturur. Bu görüşe göre, eğer usul kuralına aykırılık sadece 'şekli' nitelikteyse ve 'hakkın özünü' (örneğin savunma hakkı, dürüst işlem ilkesi) ihlal etmiyorsa, elde edilen delil geçerli sayılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 tarihli (arama sırasında komşu bulundurulmaması) kararı bu yaklaşıma bir örnek teşkil eder. Kurul, bu aykırılığın sadece şekli bir koşulun ihlali olduğunu ve herhangi bir hak ihlaline yol açmadığını belirterek delili geçerli saymıştır. Ancak, metnin genelinde savunulan 'mutlak değerlendirme yasağı' ilkesi, bu tür bir ayrıma karşıdır ve Anayasa m. 38/6'nın lafzının, bir hak ihlali doğurup doğurmadığına bakılmaksızın tüm kanuna aykırı delilleri yasakladığını savunur.