Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 tarihli kararında, CMK m. 119/4'e aykırı olarak (ihtiyar heyeti veya komşu bulundurulmadan) yapılan bir arama sonucu elde edilen delilleri geçerli saymasının hukuki gerekçesi nedir? Bu yaklaşımın, metinde savunulan 'mutlak değerlendirme yasağı' ilkesiyle çelişkisini tartışınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararındaki temel hukuki gerekçe, 'her şekle aykırılığın aynı zamanda bir hak ihlaline yol açmayacağı' varsayımıdır. Kurul, usulüne uygun alınmış bir arama kararı bulunduğunu, arama sırasında bir hak ihlali olmadığını, sadece arama sırasında hazır bulunması gereken kişilerin (ihtiyar heyeti veya komşu) bulundurulmamasının 'şekli bir aykırılık' olduğunu ve bu durumun delili 'hukuka aykırı' hale getirmeyeceğini savunmuştur. Bu yaklaşım, hukuka aykırılıkları 'esasa ilişkin' ve 'şekle ilişkin' olarak ayıran 'nispi değerlendirme yasağı' görüşünü yansıtmaktadır. Bu görüş, metinde savunulan 'mutlak değerlendirme yasağı' ilkesiyle doğrudan çelişir. Mutlak yasak, Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2'nin lafzına dayanarak, hukuka aykırılığın derecesine veya bir hak ihlaline yol açıp açmadığına bakılmaksızın, usul kurallarına aykırı elde edilen her türlü delilin kategorik olarak reddedilmesi gerektiğini savunur. CGK kararı ise bu mutlaklığı yumuşatarak bir istisna yaratmaktadır.