Ayten Saka başvurusunda (2018/38147), Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin tenkis alacağını murisin ölüm tarihindeki değere göre hesaplamasını tek başına mülkiyet hakkı ihlali olarak görmezken, nihai olarak mülkiyet hakkının neden ihlal edildiği sonucuna varmıştır?
AYM, derece mahkemelerinin tenkis alacağını murisin ölüm (mirasın açıldığı) tarihindeki değere göre hesaplamasının, mülga 743 sayılı Kanun'un 517. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu için tek başına keyfi veya temelsiz bir uygulama olmadığına işaret etmiştir. Ancak, mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmasının sebebi, bu alacağın belirlenmesi ile fiilen ödenmesi arasında geçen sürenin aşırı uzun olması (yaklaşık 30 yıl) ve bu süre zarfında alacağın enflasyon karşısında değerini tamamen yitirmesidir. AYM, 1988 yılında 413,51 TL olarak belirlenen bir alacağın, 30 yıl sonra sadece yasal faiziyle birlikte ödenmesinin, başvurucuların gerçek zararını karşılamaktan çok uzak olduğunu ve mülkiyet haklarına orantısız bir külfet yüklediğini belirtmiştir. Dolayısıyla ihlalin kaynağı, hesaplama yönteminden ziyade, yargılamanın makul sürede bitirilememesi ile enflasyonist ortamın yarattığı değer kaybının birleşerek taraflar arasındaki 'adil dengeyi' başvurucular aleyhine bozmasıdır.