Yargıtay'ın, yasal unsurları eksik veya tamamen sahte olarak düzenlenmiş bir çek ile işlenen dolandırıcılık suçlarına ilişkin içtihadı zaman içinde nasıl bir değişim göstermiştir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.04.2022 tarihli, 2020/367 E. ve 2022/308 K. sayılı kararının bu konudaki gerekçesini analiz ediniz.
Yargıtay'ın eski uygulamasında, unsurları eksik veya sahte çek kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçları TCK m.157 kapsamında basit dolandırıcılık olarak kabul ediliyordu. Ancak bu içtihat değişmiştir. Yargıtay'ın yeni kararlarında ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.04.2022 tarihli, 2020/367 E. ve 2022/308 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, bu tür fiiller TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmektedir. Bu değişimin temel gerekçesi şudur: TCK m.158/1-f'nin amacı, bankalara duyulan güvenin kötüye kullanılarak suçun işlenmesinin kolaylaştırılmasını daha ağır cezalandırmaktır. Mağdur, sahte de olsa bir 'çek'e güvendiği için daha kolay aldatılmaktadır. Dolayısıyla önemli olan, çekin iğfal kabiliyetini haiz olmasıdır. Çekin yasal unsurlarının eksik olması, bankanın bir maddi varlığı olduğu algısını ve bu algı üzerinden mağdurun güveninin sarsıldığı gerçeğini değiştirmemektedir. Bu nedenle, iğfal kabiliyetine sahip sahte veya unsurları eksik çekler de TCK m.158/1-f kapsamında değerlendirilmelidir.