5901 sayılı TVK m. 40 uyarınca sonradan kazanılan bir vatandaşlık kararının 'hukuki şartlar oluşmadan' verildiğinin anlaşılması üzerine geri alınması, idarenin hangi temel işlem unsurundaki sakatlığa dayanır? Bu geri alma işleminin, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı çerçevesinde hangi süre içinde yapılması hukuki güvenlik ilkesine uygun olur?
Vatandaşlık kararının 'hukuki şartlar oluşmadan' verildiği gerekçesiyle geri alınması, idari işlemin 'sebep' unsurundaki sakatlığa dayanır. İdari işlemin sebep unsuru, idareyi o işlemi yapmaya iten hukuki veya fiili nedenlerdir. Vatandaşlığın kazanılması işleminde sebep unsuru, kanunda (örneğin TVK m. 11 veya Yönetmelik m. 20) sayılan şartların başvuran kişide mevcut olmasıdır. Eğer idare, bu şartlardan birinin (örneğin, kesintisiz 5 yıl ikamet şartı) gerçekte var olmadığını sonradan anlarsa, işlemi tesis etmesine neden olan hukuki sebep ortadan kalkmış veya hiç var olmamış demektir. Bu durumda, sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olan bu işlemi geri alabilir. TVK ve ilgili yönetmelikte geri alma için bir süre öngörülmemiştir. Ancak bu süresiz bir yetki anlamına gelmez. Hukuki güvenlik, idari istikrar ve kazanılmış haklara saygı ilkeleri, idarenin bu yetkisini sınırlar. Bu noktada, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 tarihli ve 1968/8 E., 1973/14 K. sayılı kararı yol göstericidir. Bu karara göre, idarenin hukuka aykırı (yokluk, açık hata ve hile halleri hariç) işlemlerini geri alması, kural olarak idari dava açma süresi olan **60 gün** gibi 'makul bir süre' ile sınırlıdır. Vatandaşlık gibi temel bir statü hakkı söz konusu olduğunda, bu ilkenin daha da hassasiyetle uygulanması gerekir. Dolayısıyla, idarenin kendi hatasıyla hukuki şartlar oluşmadan verdiği bir vatandaşlık kararını, aradan yıllar geçtikten sonra geri alması, hukuki güvenlik ilkesini ağır bir şekilde zedeler. Hukuka uygun olan, bu hatanın fark edildiği tarihten itibaren makul bir süre (örneğin 60 gün) içinde geri alma işleminin tesis edilmesidir.