Basit yargılama usulüne tabi bir davada (HMK m. 316), mahkemenin HMK m. 320/1 uyarınca 'tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verme' yetkisi, hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) açısından nasıl bir sınırlama getirir? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/1191 K. sayılı kararına göre bu yetkinin kullanılamayacağı hallere bir örnek veriniz.
HMK m. 320/1'deki bu yetki, HMK m. 27'de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkına önemli bir istisna ve sınırlama getirir. Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların iddia ve savunmalarını sözlü olarak dile getirme, delillerini tartışma ve yargılamaya aktif olarak katılma imkanını içerir. Dosya üzerinden karar verilmesi, bu imkanları ortadan kaldırır. Bu nedenle bu yetki, dar yorumlanmalıdır. Yargıtay'a göre bu yetki, ancak hukukun açıkça izin verdiği (örn: ihtiyati tedbir) veya uyuşmazlığın sadece yazılı belgelere dayandığı, tarafların dinlenmesini gerektiren çekişmeli bir vakıanın bulunmadığı, son derece basit ve net durumlarda kullanılabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/1191 K. sayılı kararında ele alınan 'kayyım tayini' davası, bu yetkinin kullanılamayacağı hallere iyi bir örnektir. Vesayet ve kayyımlık işleri, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini doğrudan etkileyen, kamu düzenine ilişkin ve hassas konulardır. Bu tür davalarda, ilgili kişilerin (örneğin kendisine kayyım atanması istenen kişinin) bizzat dinlenmesi, beyanlarının alınması, sunacakları delillerin toplanması zorunludur. Taraflar dinlenmeden, sadece dosyadaki belgelere bakarak karar vermek, hukuki dinlenilme hakkını, Anayasa m. 36'daki adil yargılanma hakkını ve AİHS m. 6'yı ihlal eder. Dolayısıyla, maddi vakıaların araştırılmasını ve tarafların dinlenmesini gerektiren davalarda HMK m. 320/1 uygulanamaz.