TCK m. 316'da düzenlenen 'Suç İçin Anlaşma' suçundan dolayı ceza verilebilmesi için, anlaşmaya varan kişilerin kimliklerinin ve sayılarının net olarak belirlenmesi gerekir mi? Maddenin gerekçesinde yer alan 'Anlaşmaya varanların sayı bakımından yeterli olup olmadıkları...hakim tarafından takdir edilecek ve saptanacaktır' ifadesi ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320309

Evet, suçun oluşabilmesi için en az iki kişinin bu anlaşmayı yaptığı somut olarak tespit edilmelidir. Bu suç 'çok failli' bir suç olduğu için, tek bir failin varlığıyla oluşmaz. Anlaşan kişilerin kimliklerinin ve en az iki kişi olduklarının maddi olgularla belirlenmesi, suçun maddi unsurunun bir gereğidir. Kimliği meçhul kişilerle anlaşıldığı yönündeki soyut bir iddia, bu suçun oluşması için yeterli değildir. Maddenin gerekçesinde yer alan 'Anlaşmaya varanların sayı bakımından yeterli olup olmadıkları, anla­şanların toplumda işgal ettikleri yer, kişilikleri, temsil ettikleri güç bakımla­rından neticeyi alabilecek durumda olup olmadıkları hakim tarafından takdir edilecek ve saptanacaktır' ifadesi, suçun 'elverişlilik' unsuru ile ilgilidir. Bu ifade, sadece anlaşan kişi sayısının matematiksel olarak ikiden fazla olmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda bu anlaşmanın, işlenmesi planlanan suçu (örneğin Hükümeti devirme) gerçekleştirmeye 'objektif olarak elverişli' bir tehlike yaratıp yaratmadığının hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini anlatır. Hakim, anlaşan kişilerin sayısını, niteliklerini (asker mi, sivil mi), toplumdaki konumlarını, erişebilecekleri gücü ve kaynakları (silah, para, organizasyon kabiliyeti vb.) bir bütün olarak değerlendirecektir. Örneğin, hiçbir gücü ve vasıtası olmayan iki kişinin kendi aralarında 'hükümeti devirelim' diye konuşması, elverişli bir anlaşma olarak görülmeyebilir. Ancak, iki ordu komutanının aynı konuda anlaşması, sayıca az olmalarına rağmen temsil ettikleri güç bakımından son derece elverişli bir tehlike oluşturur. Dolayısıyla bu ifade, hakime, anlaşmanın ciddiyetini ve yarattığı somut tehlikenin boyutunu takdir etme görevi yüklemektedir.